Müzik

‘DO’ ‘RE’ Mi?

Kağan KARAYEL

Günümüzde hayatlarını ilkel şekilde devam ettiren kabileler de buna dahil olmak üzere tüm insanlığın hayatına girmiş olan müzik, özellikle entellektüel anlamda yol alamamış toplumlarda dinlenilen fakat ne olduğu bilinmeden tüketilen! bir sanat dalıdır. Keza Google’a ‘müzik’ yazıp aratıldığında çıkan sonuçların sadece, müzik kanallarından, radyolarından ibaret olması, bizatihi kendisinin ne olduğuna dair bir bilginin  çok arka sayfalarda kalması, günümüzde müziğin hangi algıda olduğuna dair en büyük ispattır.

Müzik eleştirmeni Faruk Yener müziğin ne olduğunu, ses ile karşılaştırmasını yaparak  şöyle açıklamıştır;

Ses bir doğa olayıdır. Müzik,bu doğal ve etkin olaydan bilinçle çalışıp emek vererek, sanat yapıtı yaratmak bilimsel temele oturtmaktır.Tüm müzik türlerinin ana ögeleri ‘ritm’,’tonalite’,’dinamik’ ve ‘tınısal renktir.’ Bu önemli elemanlardan anlaşılacağı gibi müzik yalnız kalpten yansıyan duygularla değil, bilgi ve anlayışla yaratılabilir.”

Bu cümlede asıl dikkat çekilmesi gereken, bu yazının da ana konusunu oluşturan kısım Faruk Yener‘in yukarıdaki sözlerinden ‘müzikte bilgi‘ ile ilgili olan bölümdür. Faruk Yener; ‘Müzik yalnız kalpten yansıyan duygularla değil, bilgi ve anlayışla yaratılabilir’ sözü ile günümüz toplumunda müzik otoritelerinin tartıştığı en mühim sorunlardan birisini dile getirmiştir. Bazı kesimlerin müziği inşa ederken de icra ederken de, müziğin matematikle olan ilişkisini gözardı ettiği görülmektedir. Matematiğin yanı sıra, geçmişle aramızdaki mesafenin azalmasında en mühim dal olan tarih de bu süreçte kapı dışında bırakılmaktadır. Müzik çok farklı şekillerde icra edilen bir sanat dalı olduğundan gerçek bir müzisyenin (inşa ve icra etmeden önce) ona yaklaşmak için müziğin tüm kollarıyla kendisini sarması-onun tarihini bilmesi- gerekmektedir. Müzik sanatçısı ve müzik arasındaki samimiyetin sağlanmasında tarih, matematikle bu görevi paylaşmaktadır.

Müzik ortamlarının bir diğer sorununu ise bugünden 130 yıl önce yaşamış Andre Mouris isimli yazar şöyle dile getirmektedir;

“Müzik de din gibidir… Çok iyi şeydir ama işi cezbeye vardırmamak şartıyla…”

Burada cezbe; ‘herhangi bir duygunun veya inanışın etkisiyle aşırı ölçüde coşup kendinden geçme’ anlamında kullanılmıştır.

Kimi güçler tarafından uygulanan, halkların gelişme, sorgulama, düşünme ihtimallerinden ürkerek onları okumalarından, yazmalarından uzak tutmaya çalıştıkları, bir uyutma operasyonunun tam ortasında bulunmaktayız. Bunun en büyük ispatı olarak, birçok gazetecinin çocuk katilleriyle, hayvan tecavüzcüleriyle aynı hapishanelerde aynı havayı solumalarını örnek gösterebiliriz. Andre Mouris‘in de yukarıda bahsetmek istediğinin tam da bu noktada olduğunu, müzikle uğraşan kimselerin yaptıkları müziklerle bu uyutma operasyonuna katkıda bulunup bulunmadıklarını sorgulamaları gerektiğine inanıyorum.

Müziğin  -doğru kullanılırsa- özellikle küçük yaşlarda bireyler için olmakla beraber tüm insanlık için çok etkili bir alan olduğu, müzik sayesinde beyin hücrelerinin birbiriyle iletişime geçtiği ve bu sayede zihinsel, sonrasında ruhsal bir gelişme gösterdikleri tespit edilmiştir. Arabeskin, çoğu pop parçasının ve benzeri müziklerin sanat sayılmamasının en büyük nedeninin müziğin bu farklı misyonlarını reddedip salt duygu olarak etkileme çabaları olduğuna inanıyorum.

Keza ‘bir etkileme çabası’ başta müziğin olmak üzere tüm sanatların doğasına aykırı.

Bu yeni dünyada ve yeni müzikte bu etkileme çabalarının başrolünde ise  ‘kliplerin’ yer aldığı görülüyor. Başta ahlaki bir yaklaşımdan uzak olduğumu belirtmekle beraber dünya geneline de baktığımızda birçok klibin sadece pornografik ögelerden oluştuğu görülmekte. Sadece çıplak bir pornografiden de söz etmediğimi, her anlamda şarkıcıya yönelik bir fetişlik olduğunu, kliplerin bu pornografik ögelerle şarkıcıları daha arzulanır kılmak adına varedildiği kanısındayım.

Bu doğrultuda baktığımızda artık müzik ortamlarının ‘gerçek sanatçılardan’ değil, işi müzik olmayan, sadece daha alımlı oldukları için bu işi yapan, daha arzulanır kimselerden oluşması-ki çoğunlukla mankenlerin- hiç yadırgatıcı değil. Çünkü birçok ‘klip’ ne yazık ki işin müzikten çıkartılıp, bir pornografi dünyasına dönüşmesinde rol oynuyor.

Son olarak söylemek gerekir ki; artık sanatın ne olduğunun hatırlanması gerekiyor; Sanat bir soyutlamadır. Soymak ile karıştırılmamalıdır.

Nisan 20, 2016

ONE COMMENT ON THIS POST To “‘DO’ ‘RE’ Mi?”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.