Nadja – André Breton Olmak
Tiyatro

Nadja – André Breton Olmak

Aziz Er tarafından yazılan ve Furkan Yazıcı’nın performansıyla sahnelenen Nadja – André Breton Olmak oyunu er/erk ekseninde, militarist bir toplumda biçimlenen / biçimlenemeyen bireylere “hanginiz gerçekten kendinizsiniz?” sorusunu yöneltiyor.

Bazı materyallerin herkesin üzerindeki etkisi aynıdır. Ne kadar farklı kuşaklardan olunursa olunsun, ne kadar başka başka kültürlerden gelinirse gelinsin görüldüğü anda aynı zamana götürür, aynı hissi uyandırır insanın üzerinde. Renkli bilyeler gibi… Çocukluğun; hırsı, mutluluğu, paylaşımı, sevgiyi ve dahi öfkeyi en ham haliyle hatırlandığı, herkesin sadece “kendisi” olduğu o günlerini bir tebessümle yakınlaştırır.

Nadja – André Breton Olmak oyunu sahnede sizi bu bilyelerle karşılıyor. Çadır gibi çaprazlama birbirine bağlanan, dörder tuğlanın tuttuğu plastik boruların altında, tüm sahneyi kaplayan rengârenk bilyelerin altında yatmış Furkan Yazıcı herkesin sahnedeki yerini almasını bekliyor. Evet, sahnedeki yerinizi almanızı. Salon düzenini, imkânlar elverdiği ölçüde, izleyicinin sahnede oturması üzerine kuruyor oyun. Müzisyeni, oyuncusu, izleyicisi, yer yer herkesin tek tek yüzünde patlayan spotlarıyla bu sonsuz gözüken döngünün çoktan içine çekildiğinizi, ama öyle ama böyle bu çarkın bir dişlisi olduğunuzu aydınlatıyor. Oyun boyunca performansla birlikte ayaklarınızın altında oradan oraya savrulan bilyelerle düşünceleriniz dalgalanıyor. İki plastik borunun biri sahnenin bir ucuna diğeri bir ucuna kale gibi yerleştirildikten sonra Furkan Yazıcı’nın tuğlalar üzerindeki yolculuğu da başlıyor. Bir türlü istenilen yere varamayan bu yol tuğlalarla döşeniyor. Militarizm eleştirisi üzerinden er, erk’lik sorgulamasının yapıldığı oyunda, savaş kurallarının geçerli olduğu bir yaşamda sadece adım atabilmek için dengede kalma yükümlülüğü, erkek egemen bir toplumda kadın olmaktan ziyade erkek olmanın “anlamsızlığı” sorgulaması yapılıyor. Rütbelilerin olduğu bu gerçeklikte “vasıfsız bir ersin” çünkü sadece ve “dışarıyı unut!” komutuna uyman gerekiyor. Bu noktada dört gri tuğlanın arasında savrulan, kendi rengindeki tuğladan gözünüzü ayıramıyorsunuz. O hep orada, yolu döşeyen materyal oluyor bazen, bazen hepinizin elinde kalıyor bir anlığına, sonra bir köşede duruyor: Nadja – Umut. André Breton’dan bağımsız olarak Nadja “umut” Aziz Er’in metninde de yerini buluyor. “Dışarısı neresi peki?”, “Plastik misin?”, “Hanginiz gerçekten kendinizsiniz?” sorgulamalarıyla tamamlanan döngü, dekorun da tekrar başlangıçtaki haline gelmesiyle tamamlanıyor. Sonunda çember kapanıyor ve bu sonsuz döngüyle baş başa kalıyorsunuz.

Fiziksel tiyatronun yeni temsilcileri arasında yer alan Zula’nın ilk oyunu Nadja – André Breton Olmak, Furkan Yazıcı’nın performansı, Aziz Er’in metinde otonom yazı tekniğini kullanmasıyla ismini karşılıyor. Ancak belirtmekte fayda var, oyunun çıkış noktası Breton’un 1937 yılında yayımlanan Nadja romanı değil. Aziz Er’in ifadesiyle “André Breton’un gerçeküstücülüğe girdiği yoldaki sebepler ve dolayısıyla militarizm.”

Proje ve Yapım: Furkan Yazıcı
Yazan: Aziz Er
Konsept: Ali Bircan Teke
Fiziksel Yaratım ve Performans: Furkan Yazıcı
Ses Tasarımı ve Bateri: Ayberk Çölok
Ses Tasarımı ve Bas Gıtar: Eren Coşan

Bilgi: https://www.facebook.com/ZulaPerformance/
https://twitter.com/zulaperformans?s=08
https://www.instagram.com/zulaperformance/

 

 

Ocak 21, 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.